Salgının sonlarına yaklaşmışız gibi görünse de durum pek belli değil. Kişisel ölçekte bakarsak kimimiz salgının başında (henüz geçirmemiş) kimisi de tam ortasında olabilir. O yüzden bildiklerimizi, duyduklarımızı sizlerle paylaşmak istedik. Salgın hastalıklara karşı doğal önlemler almak adına neler yapabiliriz?

Öncelikle her hastalığa karşı başlangıçta söylenecek şey her daim aynı. Hastalığı yenecek olan vücudumuz. Vücudumuz ne kadar dirençli olursa hastalıkla savaşma ve yenme becerisi de o kadar güçlü olacaktır. Uzun vadede vücudun direncini yıkan şeyler belli: sağlıklı olmayan alışkanlıklar, hazır gıda tüketimi, kola, sigara..vb. Yine vücudun direncini artıran şeyler de belli: sağlıklı beslenme, ihtiyacımız olan vitamin-mineral dengesinin sağlanması, stresi yönetebilme, hareket..vb. Uzun vadeyi bir kenara koyarsak kısa vadede bugünkü durumu nasıl kotarırız 😊 Alttaki öneriler bu durumu sağlamaya yönelik öneri derlemeleri:

🍀 Prof. Canan Karatay kışın özellikle tehdit ediciliği artan salgın hastalıklara karşı C ve D vitamini takviyesini önermişti. D vitaminin tüm hastalıklara karşı vücudun savunma sistemini güçlendirmek için gerekli. C vitamini de özellikle gribal enfeksiyonlara karşı vücudun ihtiyaç duyduğu diğer bir vitamin. Karatay “Hiçbir virüs alkali ortamda yaşayamaz” diyor, vücudun alkali olması çok önemli. Vücudu alkali halde tutan şeyler sebze ağırlıklı beslenme. Bikarbonat ile akşam ve sabah gargara yapabilir, alkali su hazırlayıp tüketerek vücudun alkali duruma gelmesini sağlayabilirsiniz.

🍀 Prof. İbrahim Saraçoğlu adaçayı ve ebegümeci ile sabah öğle akşam gargara yapılmasını birkaç yudum da içilebileceğini belirtmişti. 2 tutam adaçayı yarım tutam ebegümeci her gün taze hazırlanmak şartıyla bir bardak suda 6-7 dk. kaynatıp süzülüp kullanılabilir. Bu karışım buruna da damlatılabilir. Diğer bir önerisi bulunduğumuz ortamın havasını dezenfekte etmek. Bunu da bir bardak suyun içerisine birkaç damla lavanta/kekik/adaçayı yağlarından herhangi birini damlatarak ortamın arındırılmasını sağlayabilirsiniz. Bu konudaki üçüncü önerisi ise lektin içeren besinleri bolca tüketmek. Lektin içeren gıdalar: soya fasulyesi, kuru fasulye, buğday, mercimek, nohut, patlıcan..

🍀 Kekik yağı, bağışıklık sistemini güçlendirirken içerisinde bol miktarda bulunan carvacrol ve timol ile virüsün dna zincirinin parçalanmasını ve yok edilmesini sağlıyor. 1 bardak sıcak suya 3-4 damla kekik yağı damlatıp çıkan buharı soluyorsunuz. Ilıdıktan sonra suyu da içebilirsiniz. Maskenize de damlatabilirsiniz.

🍀 Gümüş suyu, son yüzyılı saymazsak çok eski zamanlardan beri antibiyotik olarak kullanılan bir madde. Gümüş suyu virüs ve bakteri kaynaklı rahatsızlıklarda koruyucu olarak kullanılabilir. Bir çay bardağının çeyreği kadar gümüş suyu devamı normal su olarak sabahları veya akşamları tercihe göre içilebilir. Gümüş suyu fısfıs şişeye konulup boğaza ve buruna sıkılarak koruyuculuk sağlanmaya çalışılabilir.

 

Not: Makaleye zamanla ekleme çıkarmalar yapılabilir. Buradaki öneriler maske ve mesafe kuralına uyduktan sonra alınabilecek ilave önlemleri aktarmak içindir. Hiçbir öneri tedavi amaçlı kullanılamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir